Her Çocuk Ressam Doğar

Bir yaşını geçtikten biraz sonra alıyoruz renkli kalemleri elimize. Çizim hayatımız amaçsız karalamalarla başlayıp yamuk şekillerle, çubuk adam ve kadınlarla, bahçesinde bir ağaç, bir köpek, bir aile, bolca da çimen ve çiçek olan evlerle devam ediyor. Hangi rengin nerede güzel durduğunu, evlerin pencerelerinin gerçekte bizim çizdiğimiz kadar yüksek olmadığını, boya üreticilerinin beyaz boya yapmayı unuttuğunu keşfederek, yaptığımız resimlerin altına imzamızı atarak hayli yoğun, tutkulu bir ressam hayatı sürüyoruz. Sonra ne oluyorsa oluyor, çoğumuzun elinden düşüyor renkli kalemler. İnsan neden bırakır resim yapmayı?

Uzmanlara soracak olursanız, resim yapmaktan vazgeçmeyi ergenlikle ilişkilendirirler. Kendi çizdikleriyle arkadaşlarının çizdiklerini karşılaştırmaya başlayan, kendi resimlerindeki nesnelerin gerçekteki görüntülerine benzemediğini fark eden çocuk yılgınlığa kapılıp resimden uzaklaşır. Ben, bu yılgınlık dönemimi çok iyi hatırlıyorum. Özellikle insan figürlerini çizmekte o kadar başarısızdım ki haftada bir ya da iki saat olan resim dersleri benim için işkenceye dönüşürdü. Bazı arkadaşlarımın yaptığı güzel resimleri gördükçe kıskançlığa kapılır, iyice çileden çıkardım. Böylece, ergenlik sonrasında resim yapmaya devam eden şanslı azınlık içinde yer alamadım.

Hiç kuşku yok ki resim yapmak çocuk hayal gücünün özgürce ifade edildiği etkinliklerin başında geliyor. Hayran olunan, gıpta edilen, özlem duyulan her şey bir kağıt parçasının üstünde cana gelip odanın içine doluyor. Bir türlü dile getirilemeyen korku, kaygı, endişe, suçluluk gibi duyguların en rahat ifade edildiği yer de yine o kağıt parçası değil mi? Öyle olmasaydı şiddete ya da istismara maruz kalan çocukların psikolojik tedavisinde resmin yardımına başvurulur muydu? Bu türden duyguların yalnızca resme dökülmesinin bile çocuk için ne kadar rahatlatıcı ve onarıcı olduğu bugün yaygın kabul gören bir kanaat.

Biliyoruz ki, belirli bir yaşa gelene kadar çocukların kendilerini ifade edebilecekleri tek yol resim yapmak. Kendisini sözle ya da yazıyla ifade edebilen bir çocuk bile, mesele karmaşık duyguları dile getirmek olunca geri adım atıp resim yapmanın konforuna sığınıyor. Çizmeyi iyi bildiği evlerin, ağaçların, kelebeklerin arasında o duyguya da bir yer arıyor.

Diyeceğim o ki, çocuğunuzun yaptığı resimlere bir de onların iç dünyasına açılan bir pencere gözüyle bakın. Söylemek isteyip de dile getiremedikleri kim bilir hangi duygu bir bulutun ardına saklanmış birilerinin keşfetmesini bekliyor.

4.5 yaşındaki Deniz'in kaleminden orman hayvanları.

Annesi Blogcu Anne şöyle anlatıyor bu resmi:

Ortadaki kapkara olan büyük şey baba panter, küçük kara şey de yavru pantermiş. Sarı olan aslan, çizgili olan kaplanmış. Kaplanın solundaki gri-siyahla boyanmış şey gergedan, gergedanın üstündeki de devekuşuymuş. Panterlerin arasındaki ve gergedanla kaplanın arasındaki objeler de taşmış. (Biz biraz fazla National Geo Wild seyrediyoruz sanırım :))

Hayvanların üzerindeki "check" işaretleri kendi kendini değerlendirmesi Deniz'in. Okulda öğretmenleri alıştırmaları bitirdiğinde böyle yapıyor anladığım kadarıyla çocuklara. O da bir nevi kendine "aferin" verdi bu resim üzerinden :)

Notlar: 

En üstteki resim bana ait. Ne zamandır kalemi almamıştım elime. Görüldüğü gibi pek önemli bir eksik sayılmaz insanlık için :)

Bu yazıyı hazırladığım sırada Pablo Picasso'nun şu sözünden habersizdim: "Her çocuk sanatçı olarak doğar, sorun büyürken de sanatçı kalabilmekte." Gerçekten çocuklar kendilerini vererek, kalpten bağlanırlar yaptıkları işe. Tutku her sanatçı için önemli değil midir?

Yazıyı hazırlarken haberdar olmadığım bir başka şey de Avustralyalı bir çocuk ressamdı: Aelita Andre. Aelita, yaptığı resimlerle, iki yaşından itibaren sanat çevrelerinin dikkatini çekmeye başlamış. Aelita'nın yaptığı dışavurumcu resimlere bakıp "Bunda ne var, bunu her çocuk yapabilir," diyebilirsiniz. Sadece bu bile, çocuğunuzu keyif aldığı bir sanat dalına yönlendirmeniz için iyi bir sebep değil mi?

Son bir not: çocuğu bir alanda yüreklendirmekle onu zorlamak arasında ince bir çizgi var. O çizginin ne tarafında olduğumuza dikkat etmek de en az çocuğun yeteneklerine dikkat etmek kadar önemli.